e-mail ile takip et

1.17.2017

MENA Bölgesi’nin en büyük biyoteknolojik ilaç üreticisi CinnaGen-Yılmaz Parlar


BASIN TOPLANTILARI  

 


TÜRKİYE’YE ‘İLAÇ’ GİBİ YATIRIM

MENA Bölgesi’nin en büyük biyoteknolojik ilaç üreticisi CinnaGen, yeni üretim ve ihracat üssü için Türkiye’yi seçti
MENA Bölgesi’nin en büyük biyoteknolojik ilaç firması CinnaGen, yerel ve bölgesel pazarlar için Türkiye’yi yeni üretim ve Ar-Ge üssü olarak belirledi. 2017 yılında Tekirdağ’da Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde temeli atılacak fabrika ile CinnaGen İlaç, Türkiye’nin ilaç endüstrisine adım atmaya hazırlanıyor.
İran merkezli biyofarmasotik ilaç üreticisi CinnaGen, Türkiye’deki biyoteknolojik ilaç üretimi hacmini Cinnagen İlaç ile artırmakla kalmayacak yüksek teknoloji ve inovasyon kabiliyetini Türkiye’ye transfer edecek. Hastaların ilaçlara erişimi kolaylaşırken, ülkede üretilemeyen ilaçların üretimi ile kamu maliyesine olan yük hafifleyecek, aynı zamanda Avrupa başta olmak üzere diğer pazarlara yapılacak ihracat faaliyetiyle dış ticaret açığı azalacak ve ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlanacak.
1994 yılında İran’da kurulan ve alanında MENA Bölgesi’nin en büyük biyoteknolojik ilaç firması olan CinnaGen, Türkiye pazarına ileri teknoloji ve yenilikçi bir yatırım ile adım atıyor. Merkezi İran’da olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde lokal üretim tesisleri bulunan biofarmasotik ilaç firması CinnaGen, 2017 yılında Tekirdağ Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde (ÇOSB) Cinnagen İlaç ile yeni fabrikasının temellerini atmaya hazırlanıyor.
Biyoteknolojik ilaç üretimi yapacak fabrika yatırımıyla birlikte CinnaGen İlaç, Türk ekonomisi açısından Türk ortaklı bir  ‘Greenfield Yatırım’a (yani yabancı yatırımcının sermaye kazandırdığı ülkeye sıfırdan bir üretim tesisi kurduğu yatırım tipine) imza atacak.
Biyoteknolojik ilaçların ülkemizde üretilmesi, Türkiye’nin özellikle bu kategoride yurtdışına bağımlı olan endüstrisi açısından da devrim niteliğinde bir gelişme. Öte yandan dünyada biyoteknolojik ilaçların kullanım oranı yüzde 20’lere ulaşmış durumda ve benzer bir trend Türkiye için de geçerli. İlaç sektörünün yaklaşık yüzde 17’si biyoteknolojik ilaçlardan oluşuyor ve bu ilaçların neredeyse tamamına yakını ithal ediliyor. 2015 yılı verilerine göre Türkiye'de biyoteknolojik ilaçlarda yaklaşık 2,5 milyar liralık ithal ürün kullanımı mevcut. Türkiye’de yatırım yapacak CinnaGen İlaç’ın üretim sürecine geçişiyle birlikte hastaların bu ilaçlara erişimi de kolaylaşmış ve ilaç ithalatı azalmış olacak.
Üretim sürecinin başlamasıyla birlikte Türkiye’de insan kaynağına ihtiyaç duyacak ve istihdam olanağı yaratacak olan CinnaGen İlaç, farmasotik biyoteknolojik ilaç üretimindeki yüksek teknoloji ve inovasyon kabiliyetinin Türkiye’ye transfer edilmesinde de etkin bir rol üstlenecek.
Avrupa başta olmak üzere diğer uluslar arası pazarlara ihracat faaliyetlerini de Türkiye’den yapacak olan CinnaGen İlaç, böylece Türkiye’nin cari açığını azaltarak ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayacak. Türkiye ilaç endüstrisinin küresel çapta bir güce ulaşmasına destek olacak CinnaGen İlaç, ülkenin üretim ve ihracat yeteneğini artırmasında da görev almış olacak.
Türkiye’deki stratejik yol haritalarını açıklayan CinnaGen İlaç Kurucu Ortağı ve CEO’su Dr. Ferhat Farşi, şöyle konuştu: “CinnaGen İlaç olarak Türkiye’deki fabrika ve Ar-Ge Merkezi yatırımımıza 2017 yılında başlıyoruz. Uluslar arası standartlarda yüksek teknoloji ve yenilikçi bir altyapıya sahip biyoteknolojik ilaç endüstrisinin öncü şirketi CinnaGen, Türkiye’deki yapılanmasıyla ülke ekonomisine katma değer sağlayacaktır. Türkiye’ye ileri teknoloji ve know-how transferi ile ilaca erişimi kolaylaştırma hedefi olan CinnaGen İlaç, ülke için önemli bir istihdam kaynağı da yaratmış olacak. MENA Bölgesi’nin en büyük biyoteknolojik ilaç üreticisi olan CinnaGen, Türkiye’de konumlanmasıyla Avrupa başta olmak üzere diğer pazarlara ihracat faaliyetlerini planlayacak. Türk ilaç endüstrisinin üretim kapasitesini ve ihracat payını artıracak olan bu gelişme, dış ticaret açığını azaltacak. CinnaGen İlaç olarak ülke ekonomisine katkı sağlayacak ‘Greenfield Yatırım’a imza atmaktan gurur duyuyoruz.”  
Biyoteknolojik ürünlerin ilaç sektöründeki önemine de değinen Dr. Ferhat Farşi; “Biyoteknolojik ilaçlar, konvansiyonel ilaçlar ile karşılaştırıldığında zorlu aşamaları içeren bir geliştirme sürecine sahip. Konvansiyonel ilaçlar ile tedavi edilemeyen birçok hastalık için tedavi imkanı vermektedir. Bu yönüyle de CinnaGen İlaç’ın biyoteknolojik ilaç üretimi, ilaç endüstrisi adına önem taşımaktadır” dedi.
CinnaGen İlaç’ın yatırımı, dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer almayı hedefleyen Türkiye’nin 2023 vizyonuna uyum sağlıyor. Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan 10. Kalkınma Planı’nda; “İlaç sanayinin daha fazla ihracat yapabilen, uluslar arası standartlardaki yüksek teknolojisini Ar-Ge ile bütünleştirmiş, uzun vadede yeni molekül geliştirme yönünde gerekli adımları atan, başta biyoteknolojik ve biyobenzer ürünler olmak üzere daha yüksek katma değerli ilaçlar üreten rekabetçi bir yapıya kavuşması sağlanacaktır…” stratejisi yer almakta. Bu strateji ile Sağlık Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik raporlarıyla da paralellik arz eden yüksek katma değerli ürün odaklı bir üretim yapısına vurgu yapılmaktadır. Bu doğrultuda CinnaGen İlaç’ın ülkemizde yapacağı yatırım, 2023 yılı Türk ilaç endüstrisinin hedefi baz alındığında da ayrıca önem taşımaktadır.
Canlı hücrelerden elde edilen biyolojik ürünleri içeren biyoteknolojik ilaçlar üreten CinnaGen’in ürün gamında; yüksek teknolojilerle hızlı ve aynı zamanda mevcut tedavi maliyetini düşürecek ürünler yer alıyor. Biyoteknolojik ürün gamı, kanser ve kan hastalıkları başta olmak üzere ciddi bağışıklık sistemi hastalıkları, MS gibi spesifik merkezi sinir sistemi nadir hastalıkları için ve kısırlık tedavisinde kullanılan ilaçlardan oluşuyor. CinnaGen İlaç’ın Türkiye’de üretim sürecine geçişiyle birlikte başta kanser olmak üzere hastaların ilaçlara erişimleri, hem iç pazarda satışı hem de tedavi maliyeti açısından kolaylaşmış olacak.


Greenfield yatırımları sıfırdan başlayarak tamamen yeni bir fabrika veya sermaye tesisi kurmanın söz konusu olduğu yatırımlardır. Bu, yatırımın yapıldığı ülkenin sermaye stokunu artırıcı etki doğurur. Bu tür yatırım, yeni iş ve katma değer yaratma potansiyeli olduğu için ev sahibi ülke tarafından en çok istenen yatırım tipidir. Yeni yatırım projeleri riski fazla, başlangıç maliyeti yüksek ve getirinin geri dönüş süresi uzun olan yatırımlardır. Yeni yatırımla birlikte yabancı yatırımcı yatırım yapacağı ülkeye sadece sermaye götürmekle kalmamakta, aynı zamanda söz konusu ülkeye yeni bir üretim tesisi kazandırmaktadır.
 Biyoteknolojik ilaçlar üretiminde canlı organizmaları kullanarak rekombinant DNA yani farklı canlılardan elde edilen DNA fragmentlerinin kombine edilerek proteinlerin üretilmesine dayanan bir teknoloji kullanmaktadır. Biyoteknolojik ilaç kapsamında çeşitli tedavi alanlarında kullanılmakta olan biyoteknolojik ilaçlar arasında hormonlar (eritropoietin, somatropin büyüme faktörleri), insülin, immunomodülatörler, monoklonal antikorlar (mAb’lar), kan koagülasyon faktörleri, enzimler ve aşılar sayılabilir.
Konvansiyonel ilaçlar genelde kimyasal sentez adı verilen bir süreç ile üretilirken ve bu sistemin esası ise tamamen farmasötik senteze dayanırken biyoteknolojik ilaç üretiminin temeli ise hücre bazlı üretim dayanmaktadır.  Bu hücreler üretimin başlangıcını oluşturan Up-stream proses aşamasındaki ana hücre bankası (master cell bank) ve çalışma hücre bankasından  (working cell bank) oluşmaktadır. Bu hücreler, spesifik bir protein üretmelerine olanak sağlamaktadırlar. Sonrasında ise biyolojik ilaç üretimi hücrelerin çoğaltılması için fermantasyon sonrasında seperasyon ve  pürifikasyon gibi süreçleri içermektedir. Biyoteknolojik ilaçların üretilmesinde iki önemli teknoloji yer almaktadır. Bunlar; Rekombinant DNA teknolojisi ve Hibridoma teknolojisidir (bugün yerini daha gelişmiş teknolojilere bırakma aşamasındadır). Rekombinant DNA teknolojisi ile protein ve peptid bazlı ilaçların çoğu üretilebilirken ilaç biyoteknolojinde çok önemli bir yere sahip olan ve kanser tedavisinde ve diagnosta kullanılan monoklonal antikorlarda hibridoma teknolojisi ile üretilmektedirler.
1994 yılında İran’ın Tahran şehrinde kurulan CinnaGen, bugün dünyanın çeşitli yerlerinde lokal üretim tesisine sahip, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini kapsayan MENA Bölgesi’nin en büyük ilaç üreticisidir. Biyoteknoloji ağırlıklı üretim yapan şirket, biyoteknolojik üretimin iki önemli teknolojisi olan rekombinant DNA teknolojisi ve Hibridoma teknoljisini kullanmaktadır. Ürün gamı portföyünde ise başta kanser olmak üzere ciddi otoimmün hastalıklarının teşhisi ve tedavisinde kullanılan rekombinant peptid ve proteinleri ve monoklonal antikor ilaçlarına sahiptir. ‘Monoklonal antikor üretimi ve pazarlanmasında’ kullandığı yüksek teknolojilerle hızlı ve aynı zamanda maliyeti düşük biyoteknolojik ürünler üretilmesinde sağlık alanında ciddi atılımlar yapan şirketin, kanser ve otoimmun sistem hastalıklarının tedavisinde önemli ilaçları bulunmaktadır

yilmazparlar@yahoo.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder